Sohbet Girisi

Sohbet Girisi

Sohbet Girisi

Sohbet kuralları

DiniSohbetCi.Net :: olarak size daima en kaliteli Sohbet Chat ortamını oluşturmak istiyoruz.Amacınıza yönelik chat odaları oluşturarak size en iyi deneyimi sunmak isteriz.
2008 yılında kurulan chat odalarımız yeni olmasına rağmen sizlerin sayesinde oldukça beğeni topladı.Siz kullanıcılarımız için daima en güzel sohbet ortamını sunmak istiyoruz.Türkiye’nin en çok ziyaret edilen Chat odaları sitesiyiz.istek ve önerilerinizi ilgili yardim kanallarina sunabilirsiniz.
Bilmeniz Gerekenler:: Sitemiz Chat ve Chat Odaları Olarak Hizmet Sunmaktadır. Sitemizin üstünden Yapacağınız Faaliyetler Hiçbir ücret Talep Edilmeden Kullanıcılarımızın Beğenisine Sunulmuştur. Sitemizin genel içeriği tamamen ücretsiz olup bedava dır.
Daha seviyeli Chat ortamı için lütfen kurallarımızı okuyunuz! ::
Lütfen kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkasına yapmayın.
Küfür, argo ve güzel Türkçemizin dışındaki dilleri KONUŞMAYIN.
Siyaset ve politika sohbetleri yapmayın!
Türk örf adet ve halsiyetini zedeleyecek Atatürk’e hakaret edici tanımlamalardan kaçınınız.
Sunucumuzda Size veya Başkasına ait Cep Telefonu (Gsm) numara reklamı, Msn reklamları, Diğer site ve Sunucu reklamları kesinlikle yasaktır.
Chat Kanalları içinde, Renkli yazı yazmak ve Büyük Harf Kullanarak Sohbet Etmek Yasaktır.
Sohbet Ettiğiniz Bay ve Bayan Kullanıcıların Özel (Kişisel) Haklarını Rencide Edici Kelimeler Kurmayınız.
Sitemize proxy (Sahte ip) adresleri ile giriş yasaktır!
Yukarıda Sınıflandırılmış Kurallara Uymayanlar, Kanallardan veya İslamiSohbete.Net Sitesinden Uzaklaştırılarak Cezalandırılacaktır.
Kurallarımıza uymanızı temenni eder iyi Chat ve sohbetler dileriz.

Peygamber Efendimiz

Peygamber Efendimiz hakkında geniş kapsamlı bilgiyi bu yazı dizinin devamında sitemizde bulabilirsiniz.

Peygamber efendimiz, Peygamberlerin en üstünü ve sonuncusudur. Allahü teâlânın yarattığı varlıkların en şereflisi Muhammed aleyhisselâmdır. Her şey O’nun hürmetine yaratıldı. O, Allahü teâlânın resûlü, son peygamberidir. Allahü teâlâ bütün peygamberlerine ismiyle hitâb ettiği hâlde, O’na “Habîbim” (sevgilim) diyerek hitâb etmiştir. Nitekim Allahü teâlâ bir hadîs-i kudsîde: “Sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım!” buyurdu. Bütün mahlûkâtı O’nun şerefine yaratmıştır. Allahü teâlâ kullarına râzı olduğu ve beğendiği yolu göstermek için çeşitli kavimlere zaman zaman peygamberler göndermiştir. Muhammed aleyhisselâmı ise son Peygamber olarak bütün insanlara ve cinlere gönderdi. Bunun için Peygamberimize “Hâtem-ün-nebiyyîn” ve “Hâtem-ül-Enbiyâ” denilmiştir.

Her peygamber, kendi zamânında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden her bakımdan üstündür. Muhammed aleyhisselâm ise, her zamanda, her memlekette, yâni dünyâ yaratıldığı günden kıyâmet kopuncaya kadar, gelmiş ve gelecek bütün varlıkların, her bakımdan en üstünüdür. Hiçbir kimse hiçbir bakımdan O’nun üstünde değildir. Allahü teâlâ her şeyden önce Muhammed aleyhisselâmın nûrunu yarattı. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah bin Câbir radıyallahü anh; “Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ her şeyden evvel neyi yaratmıştır, bana söyler misin?” deyince, Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Her şeyden evvel senin peygamberinin yâni benim nûrumu kendi nûrundan yarattı. O zaman ne Levh, ne Kalem, ne Cennet, ne Cehennem, ne melek, ne semâ’ (gökyüzü), ne arz (yeryüzü), ne güneş, ne ay, ne insan, ne de cin vardı.” Âdem aleyhisselâm yaratılınca Arş-ı a’lâda nûr ile yazılmış “Ahmed” ismini gördü. “Yâ Rabbi! Bu nûr nedir?” diye sorunca Allahü teâlâ; “Bu, ismi göklerde Ahmed ve yerlerde Muhammed olan senin zürriyetinden bir peygamberin nûrûdur. Eğer O olmasaydı, seni yaratmazdım.” buyurdu. Âdem aleyhisselâm yaratılınca alnına Muhammed aleyhisselâmın nûru kondu ve o nûr onun alnında parlamaya başladı. Âdem aleyhisselâmdan îtibâren babadan oğula intikal ederek asıl sâhibi Muhammed aleyhisselâma ulaştı.

Muhammed aleyhisselâm hicretten 53 sene evvel Rebîülevvel ayının on ikinci pazartesi gecesi, sabaha karşı, Mekke’de doğdu. Târihçiler, bu günün Mîlâdi sene ile 571 senesinin nisan ayının yirmisine rastladığını söylüyor. Doğmadan birkaç ay önce babası, altı yaşındayken de annesi vefât etti. Bu sebepten Peygamber efendimize Dürr-i Yetîm (yetimlerin incisi) lâkâbı da verilmiştir. Sekiz yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in yanında kaldı. Dedesi de vefât edince, amcası Ebû Tâlib O’nu yanına aldı. Yirmi beş yaşındayken Hadîcet-ül Kübrâ ile evlendi. Bu hanımından doğan ilk oğlunun adı Kâsım idi. Bundan dolayı Peygamberimize Ebü’l-Kâsım yâni Kâsım’ın babası da denildi. Araplarda böyle künye ile anılmak âdetti. Kırk yaşında, bütün insanlara ve cinne peygamber olduğu Allahü teâlâ tarafından bildirildi. Üç sene sonra herkesi îmâna çağırmağa başladı. Elli iki yaşında mîrac vukû buldu. 622 yılında 53 yaşında olduğu hâlde, Mekke’den Medîne’ye hicret etti. Yirmi yedi defâ muhârebe yaptı. 632 (H. 11) senesinde rebîülevvel ayının on ikinci pazartesi günü öğleden evvel 63 yaşında vefât etti.

 

güncel haberler

Dinisohbetci.net - güncel haberler bölümümüzde en güncel konuları makaleleri bulabilir, en doğru bilgilere kolayca sitemiz sayesinde ulaşabilirsiniz..

Selamun aleyküm uzun süredir pasif durumda olan sitemizi yeniden açmaya karar verdik, siz değerli ziyaretcilerinin hizmetine açılmıştır sitemiz hayırlı olsun, selamun aleyküm.

 

Hikayeler

Dinisohbetci.net - Hikayeler bölümümüzde en güncel konuları makaleleri bulabilir, en doğru bilgilere kolayca sitemiz sayesinde ulaşabilirsiniz..

Selamun aleyküm uzun süredir pasif durumda olan sitemizi yeniden açmaya karar verdik, siz değerli ziyaretcilerinin hizmetine açılmıştır sitemiz hayırlı olsun, selamun aleyküm.

 

İlahi dinle

Dinisohbetci.net - İlahi dinle bölümümüzde en güncel konuları makaleleri bulabilir, en doğru bilgilere kolayca sitemiz sayesinde ulaşabilirsiniz..

Selamun aleyküm uzun süredir pasif durumda olan sitemizi yeniden açmaya karar verdik, siz değerli ziyaretcilerinin hizmetine açılmıştır sitemiz hayırlı olsun, selamun aleyküm.

 

Özlü Sözler

Dinisohbetci.net - Özlü Sözler bölümümüzde en güncel konuları makaleleri bulabilir, en doğru bilgilere kolayca sitemiz sayesinde ulaşabilirsiniz..

Selamun aleyküm uzun süredir pasif durumda olan sitemizi yeniden açmaya karar verdik, siz değerli ziyaretcilerinin hizmetine açılmıştır sitemiz hayırlı olsun, selamun aleyküm.

 

İslami Sözler

Dinisohbetci.net - İslami Sözler bölümümüzde en güncel konuları makaleleri bulabilir, en doğru bilgilere kolayca sitemiz sayesinde ulaşabilirsiniz..

Selamun aleyküm uzun süredir pasif durumda olan sitemizi yeniden açmaya karar verdik, siz değerli ziyaretcilerinin hizmetine açılmıştır sitemiz hayırlı olsun, selamun aleyküm.

 

Güzel Mesajlar

Dinisohbetci.net - Güzel Mesajlar bölümümüzde en güncel konuları makaleleri bulabilir, en doğru bilgilere kolayca sitemiz sayesinde ulaşabilirsiniz..

Selamun aleyküm uzun süredir pasif durumda olan sitemizi yeniden açmaya karar verdik, siz değerli ziyaretcilerinin hizmetine açılmıştır sitemiz hayırlı olsun, selamun aleyküm.

 

Güzel Sözler

Dinisohbetci.net - Güzel Sözler bölümümüzde en güncel konuları makaleleri bulabilir, en doğru bilgilere kolayca sitemiz sayesinde ulaşabilirsiniz..

Selamun aleyküm uzun süredir pasif durumda olan sitemizi yeniden açmaya karar verdik, siz değerli ziyaretcilerinin hizmetine açılmıştır sitemiz hayırlı olsun, selamun aleyküm.

Mezhepler

Mezhep nedir ve kac cesittir? – ile ilgili güncel yazıları burada kolayca bulabilir, keyifle göz atabilirsiniz yapmanız gereken tek şey sitemize giriş yapmaktır.

Mezhep Nedir?

Kelime olarak takip edilen yol, görüş, manalara gelir. Din açısından ise, müctehid sıfatını kazanmış bir islam aliminin kapalı veya kesin olmayan (zanni) ayet ve hadisleri islamın temel prensiblerine zıt gelmeyecek şekide yorumlayarak çözüm getirmesine denir.[COLOR=black]

Mezhebler önce 2′ye ayrılır:
1 – Fıkhî mezhebler,
2 – İtikâdî mezhebler…

Fıkhî Mezhebler Kaça Ayrılır?

4′e ayrılır:
1 – Hanefî mezhebi,
2 – Mâlikî mezhebi,
3 – Şâfiî mezhebi,
4 – Hanbelî mezhebi.

Bu 4 mezhebin, hepsi de haktır, doğrudur. Şimdi bunları sırası ile görelim:
1.Hanefî Mezhebi:

Hanefî mezhebinin kurucusu İmam-ı A’zam Hazretleridir.
İmam-ı A’zam, en büyük imam demektir. Asıl adı Nu’man olan İmam-ı A’zam’ın, künyesi Ebû Hanife’dir. Hicretin 80′inci yılında Kûfe’de doğmuş, Hicrî 150′de Bağdat’ta vefat etmiştir.
Hanefî mezhebi, önce Irak’ta doğmuş, oradan doğuya ve batıya yayılmıştır. Abbasîler devrinde hâkimlerin çoğu Hanefî idi. Anadolu ve Balkanlardaki Türkler arasında, Hanefî mezhebi yaygındır.

2.Mâlikî Mezhebi:

Kurucusu İmam Mâlik bin Enes Hazretleridir. Hicrî 93 tarihinde Medine’de doğmuş, H. 179′da yine Medine’de vefat etmiştir.
Mâlikî mezhebi, önce Hicaz halkı tarafından benimsenmiş ve hacca gelenler vasıtasıyla Kuzey Afrika’ya ve o zaman Endülüs denen İspanya’ya yayılmıştır.

3.Şâfiî Mezhebi:

Kurucusu İmam-ı Şâfiî Hazretleridir. İmam-ı Şâfiî’nin asıl ismi Muhammed’dir. H. 150 tarihinde Gazze’de doğmuş, 204 tarihinde Mısır’da vefat etmiştir. Hâşimoğulları soyundan gelmektedir.
Şâfiî mezhebi önce Mısır’da yayılmış, sonra kısmen Suriye, Yemen, Irak ve Horasan taraflarına geçmiştir. Bugün Mısır’ın çoğunluğu Şâfiîdir. Anadolu’nun güney taraflarında, Suriye ve Irak’ta da Şâfiî mezhebinde olanlar mevcuttur.

4.Hanbelî Mezhebi:

Kurucusu Ahmed bin Hanbel Hazretleridir. H. 164 tarihinde Bağdat’ta doğmuş, 241 tarihinde yine orada vefat etmiştir.
Hanbelî mezhebi daha çok Necid taraflarında tutulmuştur. Hâlen Necid’de Hanbelî mezhebi hâkimdir.

İtikadî Mezhebler Kaça Ayrılır?

İtikad hususunda başlıca iki mezheb vardır:
1. Ehl-i Sünnet mezhebi, 2. Ehl-i Bid’a mezhebi. 3. Ehl-i Dalalet mezhebi.

1.Ehl-i Sünnet Mezhebi:

Hz. Peygamberin yolundan gidenler, o yoldan hiç sapmayanlar demektir.
Ehl-i Sünnetin dayanağı Kitab ve Sünnettir. Kitab ve Sünnette ne buyurulmuşsa, Ehl-i Sünnet öyle inanır, öyle hareket ederler.
Ehl-i Sünnet de, Matüridiyye ve Eş’ariyye olmak üzere ikiye ayrılır.

–Mâtüridiyye Mezhebi:

Kurucusu Ebu Mansur Muhammed Hazretleri’dir. Semerkand köylerinden Mâtürid’de doğmuştur. H. 333′te vefat etmiştir.
Genellikle Hanefîler, Mâtüridî mezhebindedirler.

–Eş’ariyye Mezhebi:

Kurucusu Ebu’l-Hasan Eş’arî Hazretleridir. Asıl adı Ali’dir. H. 200 tarihinde Basra’da doğmuş, 324′de Bağdat’da vefat etmiştir.
Mâlikîler ve Şâfiîler, itikadda Eş’arî mezhebini benimsemişlerdir. Hanbelîler, fıkıh gibi îtikadda da İmam Ahmed bin Hanbel’e bağlıdırlar. Ayrı bir îtikadî mezhebleri yoktur.
Eş’arî ile Mâtüridî mezhebleri arasında, bâzı küçük görüş ayrılıkları dışında, büyük bir farklılık yoktur. İkisinin de temel görüşleri aynıdır ve Sünnete uygundur.

2.Ehl-i Bid’a:

Hazret-i Peygamberin(s.a.s) getirdiği hükümleri ve Kur’an’ın emirlerini kendi arzularına göre yorumlayan, az veya çok Sünnet yolundan sapan, bid’ata giren kimselerdir.
Bid’at, Hz. Peygamber ve Sahâbe devrinde bulunmadığı halde, sonradan ortaya atılan ve dînin esaslarına zıd düşen, her türlü söz, düşünce ve işe denir.
Ehl-i bid’ayı Peygamberimiz şiddetle kınamışlardır:
“Sözlerin en hayırlısı Allah’ın Kitabı; yolların en hayırlısı da Muhammed’in (sav) yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan çıkarılanlardır. Ve her sonradan uydurulan şey (bid’at) de delâlettir, sapıklıktır.”
İnançla ilgili olan bid’atlar, îtikadî bid’atlardır. Bunlar, îtikadî hususlarda Hz. Peygamberden sağlam bir şekilde nakledilen esaslara zıd düşen inançlardır.
Mu’tezile, Cebriye gibi bâzı fırkaların inançları, bu kısma girer.
İş ve amelle ilgili bid’atlere ise, amelî bid’at denir. Bazı şiîlerin, çıplak ayağa meshetmeleri gibi… Sünnet olan mesh ise, mestler üzerine meshetmektir.
Dînin îtikadî ve amelî esaslarını doğrudan doğruya ilgilendirmeyen veya bu esaslara bir zıdlık ve aykırılık taşımayan yenilikler, sonradan ortaya çıkma şeyler, bid’attan sayılmazlar.(İmam-ı ŞAfii şöyle demiştir; Şeriatta aslı bulunan herşey Selef(sahabe ve tabin) onu yapmasa bile bid’at değildir)

Bid’atı ikiye ayırarak tasnif eden âlimler de vardır:

1. Bid’at-i hasene: İyi ve güzel bid’at, İslâmî esaslara zıd düşmeyen, yeni âdet ve fiiller… Meselâ, namazdan sonra tesbih kullanmak gibi.
2. Bid’at-ı seyyie: Kötü ve İslâm’a aykırı bid’at… Evliya türbelerine mum dikmek, mezarlıklardan medet ummak, vb. gibi şeyler.

İtikadî bir mezheb olarak ehl-i bid’a ayrıca kendi arasında birçok kollara ayrılır ki, başlıcaları şunlardır:
1. Cebriye, (Temel Olarak KAderdeki görüşlerinden dolayı hak mezheplerden ayrıdırlar… Kurucusuna göre; İnsanda cüz’i irade yoktur, seçme şansı verilmemiştir)
2. Mu’tezile, (Aklı vahiyten daha üstün tutar… Örneğin; Şeriatta Nas olan birşey bilimsel kurallara uymuyorsa tevil edilir ve akla uygun hale getirilir)
3. Mürcie, (İnsanın yalnızca kelime-i tevhid inancı ile Allah-u tealanın hiçbiri emrini yerini getirmese de ehli necattır(kurtulmuş) diye savunurlar, istedikleri kadar da günah işleyebilirler… Hatta bunlara göre munafıklar; “La ilahe illallah Muhammeden resulullah” (kavlen) dedikleri için aslında cennete gireceklerdir)
4. Haricîlik, (Yalnızca kurandan hüküm çıkarma metodu… Sünneti şer’i nas olarak kullanmazlar, bu yüzden sıffin savaşında Hz. Ayşe validemizin ve Aşere-i mübeşşere (cennet ile müjdelenen 10 sahabe) den ikisi olan Hz. Ebu Talha bin Ubeydullah ve Zübeyr Bin Avvam’ın; Hakem olayında da Hz. Ali ve Hz. Muaviye’nin kafir olduklarına hüküm vermişlerdir)
5. Şîa, (Genel itibariyle 4 Büyük Halifeden Hz. Ali dışındakileride sevmeyen ve tanımayanlardır ve kuranı kerimin bazı ayetlerinde (haşa) eksiklik olduğunu iddia ederler)
6. Vehhâbîlik. (İngilizlerin ümmeti parçalamak için ortaya çıkardığı siyasi menşeli bir harekettir…Günümüzde SELEFİ’lik adı altında başka bir kola ayrılmışlardır…)
Ehl-i bid’anın bu temel mezheblerinin her biri de, kendi arasında pek çok fırkalara, gruplara ayrılırlar.

3. Ehl-i Dalalet mezhebi.

Bahailik Örnek verilebilir… Ve Şia’nın bazı kolları ile birlikte Durzilik…
Bunların Allah’a, Peygamber’e ve Ahirete İman konusunda Sapkınlığa düşmüşlerdir…
Mesela Bahailer kurucularının ilah olduğunu iddia eder, namazlarını onun öldüğü eve doğru kılarlar.

—Mezhep farklılıklarının nedeni—

İslam dininde inanç esaslarının yanı sıra uygulamaya yönelik olan ilke ve öğütler de vardır. Bu ilke ve öğütlerin yorumlanması sırasında fıkhi yorumlara ihtiyaç vardır. Fıkhi yorumlar, dinin ibadet boyutu ve günlük hayatla ilgili olan diğer konuları ele alır. Temel İslam bilimlerinden olan fıkıh, ibadetler hakkında açıklayıcı bilgiler verir. Namaz, oruç, hac ve zekat gibi ibadetlerin nasıl ve ne zaman yapılacağını ayrıntılı bir şekilde açıklayan yorumlara, fıkhi yorumlar denir. Bu fıkhi yorumlar esnasında daha doğrusu bu yorumların farklılıkları esnasında ortaya Mezhep adı verilen dinin farklı yorumlanmış halleri ortaya çıkar. Tabi sadece İslam dini açısından değil diğer dinler içerisinde ortaya çıkan farklı görüş açıları içinde bu açıklama geçerlidir.

İslamiyetin ilk dönemlerinde dinle ilgili bütün soru ve sorunları Hz. Peygamber (s.a.v.) gideriyordu. Cevap veriyordu. Bundan dolayı dinin uygulanış biçimi hakkında herhangi bir farklılık yaşanmamıştır.

Hz. Muhammed’in vefatının ardından Müslümanlar karsılaştıkları sorunlarını çevrelerindeki bilgin kimselere sormaya başladılar. Her bilgin kendi bilgi gücüne ve yöntemine göre bu sorunlara çözümler bulmaya çalıştı. Zamanla bu bilgin kimselerin görüşleri toplumların birçoğu tarafından benimsenir hale geldi. Belli dönemlerde yaşamış İslam bilginlerinin belli konularla ilgili getirdikleri yorumlar daha sonra sistemleştirilmiş ve mezhepler ortaya çıkmıştır.

Allah’ın emrettiği bir tarzda ona kulluk yapmak, ibadetleri doğru yapmaya bağlıdır.İslam düşüncesi içerisinde yer alan bazı fıkhi yorumlar, gelişerek günümüze kadar gelmiştir.Bu fıkhi yorumların başlıcaları şunlardır:

Hanefi Mezhebi
İmam-ı Âzam lakabıyla şöhret bulan Ebû Hanîfe’ye izafe edilen fıkıh ekolünün adı. Ebû Hanife’nin asıl adı Numan, babasının adı Sabittir. Ebû Hanîfe H. 80 yılında Kûfe’de doğdu, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak orada yetişti. Irak ve Hicaz Ebû Hanife’nin yetiştiği dönemde önemli iki ilim merkezi halindeydi. Ebû Hanife meseleleri tek tek ortaya atar, öğrencilerini dinler, kendi görüşünü söyler ve onlarla konuyu bir ay hatta daha fazla süreyle münakaşa ederdi.Bu mezhep bizim de amalde tabi olduğumuz mezheptir.

Şafii Mezhebi
İmam Şafiî (ö. 204/819)’ye nispet edilen fıkıh ekolü. Muhammed b. İdrîs elKureşî H. 150′de Gazze’de doğmuştur. İmam Şafiî mutlak, bağımsız bir müctehid olup, fıkıh, hadis ve usûlde imamdı. O, Hicaz ve Irak fıkhını birleştirici bir yol izledi.

Maliki Mezhebi
Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî’ye nispet edilen fıkhî ekolün adı. Büyük fıkıh ekollerinden biri olan Malikî mezhebinin imamı İmam Malik, Hicrî 93 yılında Medine’de doğmuştur. O, hayatı boyunca Medine’den başka bir yere gitmemiştir. İlimde ihtiyacı olduğu her şeyin, sahih bir şekilde Medine’de bulunduğuna inanıyor, manevî havasını teneffüs ettiği Peygamber şehrinden uzaklaşmak istemiyordu.

Hanbeli Mezhebi
Ebû Abdillah Ahmed b. Hanbel eş-Şeybanî’ye nispet edilen mezhebin adı. İslam’da dört büyük fıkıh mezhebin birisi. Ahmed b. Hanbel 164/780 yılında Bağdat’ta doğdu. 241/855′te yine orada vefat etti. Ahmed b. Hanbel, Ebû Hanîfe’nin (ö.150/767) öğrencisi ve devrin ünlü baş kadısı Ebû Yûsuf’tan (ö.182/798) fıkıh ilmi aldı. Rivayetle dirayeti birleştiren bir yol izledi.

Caferilik Mezhebi
Caferilik mezhebi, İmam Cafer Sadık’ın görüşlerini temel alan fıkhi bir yorumdur. Caferilik, daha çok İran, Pakistan ve Irak gibi ülkelerde yaygındır

 

islami sohbet islami chat sohbet chat chatroulette chat sohbet sohbet odaları mirc indir islami sohbet dini sohbet islami sohbet islami chat sohbet odaları sohbet sohbet çet islami sohbet islami chat güzel sözler islami sohbet dini sohbet mynet sohbet kameralı sohbet chat sohbet sohbet odaları chat islami chat islami sohbet sohbet mirc yükle sohbet odaları sohbet odaları dini sohbet dini sohbet sohbet mirc chat sohbet sohbet odaları sohbet odaları mynet sohbet Sohbet Chat chatroulette chatroulette
R10.Net Link degişimi
sohbet chat chat odalarısohbet mynet mynet sohbet mynet sohbet chat güzel sözler aşk sözleri video izle muhabbet gay sohbet gay chat Güzel Sözler çet mirc indir sohbet gebze görüntülü sohbet avatar kale savaşı araç takip intizar